19 Kasım 2005

ÖTANAZİ GEREKLİ MİDİR?

Allah korusun, bir gün inanılmaz bir kaza geçiriyorsunuz. Gözlerinizi ilk açtığınız anda, size doktorlar şok bir haber veriyorlar.

Bundan böyle artık yataktan kalkamayacaksızınız. Kendi başınıza hiçbir şey yapamayacaksınız. Tamamen diğerlerine bağımlı kalacaksınız.

Gözlerinizden başka, vücudunuzun hiçbir yerini kontrol edemeyeceksiniz. Tamamen hareketsiz yaşayacaksınız. Hayatınızı çok sınırlı bir ortamda geçireceksiniz.

Hiçbir zaman artık otobüste tanımadığınız biriyle sohbet edemeyeceksiniz. Hiçbir zaman artık araba süremeyecek, bisiklete binemeyecek, denizde yüzemeyeceksiniz.

Ağız tadıyla artık kimseyle kavga edemeyeceksiniz.

Bütün gün hastanenin bir odasında duvara bakacak, zaman zaman belki hemşire sizi pencereye kadar götürecek, siz de dışarıdaki doğaya bir göz atabileceksiniz. Hepsi bu.

Kimseyle yasak göz aşkı yaşayamayacaksınız. Kimse elinizi sevgiyle tutmayacak.

Şefkatin dışında, sevgiyi tadamayacaksınız.

Üstünüzden bu şoku atmak çok zor. Elinizde de pek çok seçenek yok. Aslında hiç seçenek yok. Hayatınızın sonuna kadar öyle yaşamak zorundasınız. Başka ne yapabilirsiniz ki?

Hayır, ben böyle 20, 30 veya 40 yıl yaşayamam. Benim için ölüm daha iyi. Öldürün beni.

Kafanızdan böyle düşünceler geçebilir.

Geçmezse, ne mutlu size.

Ya geçenleri bir düşünün?

Ölmek istediğinizi nasıl anlatacaksınız? Anlatabilseniz de, sizin hayatınıza son verirler mi?

Normal şartlar altında vermezler. Herkesin yaşam hakkı vardır, derler. Çok doğru.

Ama bu benim hayatım, dersiniz. Yaşama hakkı gibi, benim ölüm hakkım da vardır. Bu şartlar altında yaşamak istemiyorum, dersiniz.

Bunun etik olmadığı, aslında, çok tartışılır. Etik (ahlâk), insanların anlaşıp uyacakları kurallardır.

Bu gibi konular karşımıza çok sık çıkmadığı için, insanlar bu konuyu “yaşam hakkı”na bağlıyorlar. Aslında “ölüm hakkı” da olmalı.

Tabiî, işler o kadar da kolay değil.

Asıl problem, bunu nasıl denetleyeceğiz. Kim bunu kontrol altına alacak? Nasıl alacak?

Bu hak, kötü insanların ellerine düşmez mi?

Bu “ölüm hakkı”na kim izin verecek?

Hastanın, beyni çok iyi çalışması ve bilinci yerinde olmasına rağmen, ne zaman ölümüne izin verilebilir? Kim buna imza atacak?

Bu ve buna benzer daha bir sürü sorunun cevapları bulunmadığı sürece, ötanazinin daha geniş çapta toplumda kabul göreceğine ihtimal vermek imkânsız.

Yine, Allah korusun diyelim. İnşallah karşımıza böyle olaylar hiç çıkmaz, fakat düşünmek de bizim borcumuz.

(16.50) 19.11.2005
12 Eylül 2005 tarihinden itibaren, bu adresi kişi ziyaret etmiştir.